ARA
Sayfayı Kaydırın

Son 10 Yılın En Muhteşem 5 Uzay Keşfi


İnsanlık var olduğundan beri gözünü uzaya dikmiş durumda. 1950’lerde Sovyetler Birliği’nin uzaya ulaşmayı başaran roketleriyle birlikte dünyayı heyecanlandıran uzay keşifleri, geçtiğimiz yıl güneş sisteminin tartışmalı son gezegeni Pluto’ya gerçekleştirilen yakın geçişle yepyeni bir boyut kazandı. İşte son 10 yılın en muhteşem 5 uzay keşfi:

Eris’in Keşfi

2005 yılına kadar güneş sisteminin en uzak noktasının Pluto’nun orbiti olduğunu düşünürken, Pluto’nun da uzağında kendi uydusu olan bir cüce gezegen olan Eris’in keşfiyle her şey değişti. Kuiper Kuşağı olarak bilinen bölgede yer alan bu cüce gezegen Güneş Sistemi’nin şimdiye kadar keşfedilmiş en uç noktası.

Komşumuz Kara Delik

2008 yılında astronomlar Sagittarious A adını verdikleri ve dünyanın yalnızca 26 bin ışık yılı ötesinde, Samanyolu Galaksisinin tam orta yerinde bulun an bir kara delik keşfedildi.

Ay’da Su

2009 yılında NASA’nın kısaca LCROSS olarak bilinen ay krateri gözleme uydusu Ay’ın kısmen daha soğuk güney kutbundaki kraterlerin üzerinde çok ince bir katman şeklinde su molekülleri olduğunu kaydetti.

Pluto’nun 4. Uydusu

Pluto’nun ilk uydusu olan Charon 1978 yılında, diğer iki uydusu Nix ve Hydra ise 2005 yılında keşfedilmişlerdi. Fakat bizleri en fazla heyecanlandıran gelişme 2011 yılında gelen Pluto’nun dördüncü uydusu olan P4’ün keşfedilmesi oldu. Bu keşfin en can alıcı noktası ise en fazla 21 mil genişliğinde olduğu düşünülen bu küçük uydu P4’ün, kendisinden 3 milyar ışık yılı uzaklıkta olan Hubble teleskopu tarafından fotoğraflanmış olmasıydı.

Güneş Sistemi’nin de Ötesi

Güneş Sistemi’nin ötesindeki ilk gezen keşfi 1992’de gerçekleşti. 2012 yılında ise bu gezegenlerin gözlemlenebilmesi yeni boyutlara ulaşarak toplam sayı 770’i buldu. En son keşif ise Ağustos 2016’da gözlemlenen ve Güneş Sistemi’ne çok benzer özellikler gösteren bir sistemde olduğu düşünülen Proxima B oldu.